top of page

Şamanizm nedir? Tengricilik nedir? Doğru İfade Hangisidir?

  • 8 Ara 2025
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Mar


Tunguz Şamanı (Kam)

Sizleri bu yazıda, internette oldukça fazla yanlış anlaşılmaya sebep olan 'Şamanizm nedir, Tengricilik nedir, Türklerin dininin gerçek adı nedir?' sorularının cevaplarını arayacağımız bir yolculuğa çıkarmak istiyorum.


Bu kavramları detaylandırmadan önce, sonuç olarak söyleyeceğimi en başta belirteyim: Şamanizm terimi 17. yüzyıl ve sonrasında, Tengrizm terimi ise 20. yüzyılda Avrupa merkezli olarak ortaya atılmıştır. Şamanizm'in Altay-Sayan halklarının dini inancı yerine bir tür 'büyücülük' olarak tanıtılıp yaygınlaşması; yine 20. yüzyıldaki Avrupa merkezli, sömürgeci ve ötekileştirici propagandanın bir sonucudur.




Şamanizm'i bir tür 'New Age' şifacılığı veya büyücülük olarak görmek ne kadar hatalıysa; Neo-Avrasyacı ideolojilerle harmanlanmış modern bir kurgu olan Tengricilik terimini, Proto-Türklerden bugüne değişmeden gelen tek tanrılı (monoteist) bir din olarak sunmak da o kadar yanlıştır.


Araştırmalar açıkça göstermektedir ki, Türkler tarihsel süreçte kendi dinlerine özel bir isim vermemişlerdir. Altay-Sayan halkları inançlarını tanımlamak için 'yang' ifadesini kullanır. Potapov’un Verbitsky’den aktardığına göre 'yang' kelimesinin en doğru karşılığı 'kanun'dur. Bu kanunlar bütünü Altaylılar tarafından Şamanizm, Lamaizm veya Burkanizm gibi isimlerden ziyade renk simgeciliğiyle sınıflandırılır. Buna göre Şamanizm kara yang, Lamaizm sarı yang, Burkanizm ise ak yang olarak adlandırılır (Potapov, 2012: 45).


Günümüzde yaratılan kavram kargaşasına rağmen; Şamanizm, Tengricilik veya Göktengri dini gibi tanımlamaların tamamı, esasen Proto-Türklerden günümüze ulaşan Altay-Sayan inanç sistemine verilen farklı isimlerdir.


Tengrizm: Kadim Bir İnanç mı, Modern Bir İcat mı?


Orta Asya bozkırlarından günümüze uzanan, son yıllarda popülerliği giderek artan bir kavram var: Tengrizm (ya da Tengricilik). Peki, sıkça duyduğumuz bu kavramın kökeni nereye dayanıyor? Eski Türklerin "devlet dini" gerçekten bu muydu, yoksa bizler bugün geçmişe bakarak yeni bir isim mi ürettik?


Gelin, bu soruların cevabını akademik metinlerin ışığında, kavramın tarihçesinden günümüzdeki kullanımına uzanan bir yolculukla arayalım.


Kavramın Doğuşu: 19. Yüzyıldan Günümüze


Sanılanın aksine "Tengrizm" veya "Tengricilik" kelimeleri binlerce yıllık değildir. Metinler, bu kavramın tarihçesini 19. yüzyıla kadar götürüyor. Kavramı Rusça literatüre sokarak Eski Türklerin dinsel sistemini adlandıran ilk isim, Kazak etnograf Çokan Valihanov’dur. 1930’larda Uno Harva gibi araştırmacılar bu terimi kullanmaya devam etse de, kavramın asıl kaderini değiştiren gelişmeler 20. yüzyılın ortasında yaşanmıştır.

Özellikle Vilhelm Thomsen’in Orhun ve Yenisey yazılarını çözmesi, Göktürk metinleri üzerinden bu inanç sistemine "yeni bir hayat" vermiştir. Ancak literatürdeki asıl kırılma noktası, Jean-Paul Roux’nun çalışmalarıdır (1956-1984). Roux, Orhun Yazıtları ve diğer kaynaklardan hareketle; Türk-Moğol halklarına özgü, tek tanrılı ve "emperyal" bir Tengri dini tasvir etmiştir. Bugün geniş kitlelerce bilinen "Gök Tanrı Dini" algısı büyük oranda Roux’nun bu inşasına dayanır.


Tengrizm Nedir? İdealize Edilen "Gök Tanrı" İnancı


Roux ve takipçilerinin çizdiği çerçeveye göre Tengrizm; Türk ve Moğol halklarının devletleşme sürecinde şekillenen, merkezinde "Gök Tanrısı" Tengri’nin yer aldığı, tek tanrılı ve devlet düzeyinde bir dindir. Orhun Yazıtları’ndaki kozmoloji bu görüşün temel dayanağıdır: "Üstte mavi gök, altta yağız yer, ortada insanlar."


Bu bakış açısına göre Tengri en yüce varlıktır; siyasal meşruiyetin ve kozmik düzenin kaynağıdır. Ancak metinler, Tengrizm’in modern anlamda kurumsallaşmış bir din olmadığının altını önemle çizer. Ortak bir kutsal kitabı, sistematik bir doktrini, bir din adamı sınıfı (ruhban örgütü) veya katı dogmaları yoktur. Aksine; şamanizm, animizm ve politeizm unsurlarını bünyesinde barındıran, doğa unsurlarının (yer-su, dağlar) ve atalar kültünün kutsal sayıldığı, açık ve senkretik bir inanç alanıdır.


Modern Dünyada Tengrizm: Kimlik ve İdeoloji

21. yüzyılda ve özellikle Sovyet sonrası dönemde Tengrizm, sadece tarihsel bir inanç değil, aynı zamanda politik ve kültürel bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor. Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkelerde ulusal kimliğin tarihsel temeli olarak görülen bu kavram, milliyetçi ve Pan-Türkist söylemlerle yeniden inşa ediliyor.


Modern savunucuları için Tengrizm; Batı modernliğine ve endüstriyel tahribata karşı doğayla uyumlu, çevreci bir dünya görüşüdür. Kurumsal dinlerin hiyerarşisine, din adamlarına ve dogmalarına bir tepki olarak; insan ile ilahi olan arasında aracısız bir bağ kurmayı hedefler. Bu yönüyle günümüzdeki "New Age" akımlarıyla benzerlik gösterir; ekolojik kaygılar ve bireysel ruhsallık arayışıyla örtüşen modern bir "manevi çatı" işlevi görür.


Eleştiriler: Tarihsel Gerçek mi, "Neolojizm" mi?

Tengrizm üzerine yapılan araştırmalar, bu kavrama yönelik ciddi eleştirileri de beraberinde getiriyor. N.V. Abaev gibi araştırmacılar, Tengriciliğin bir "neolojizm" (yeni türetilmiş kelime) olduğunu vurguluyor. Onlara göre bu kavram, uzak geçmişteki farklı inanç unsurlarının modern dönemde entelektüel olarak birleştirilmesiyle oluşturulmuş kurgusal bir yapıdır. Dolayısıyla tarihsel olarak "tek, birleşik ve kurumsal bir Tengri dini"nden bahsetmek zordur.


Bir diğer önemli eleştiri ise Edina Dallos ve felsefi metinlerden geliyor. Roux’nun "tek tanrılı emperyal din" teorisi, metodolojik olarak sorgulanıyor. Orhun Yazıtları gibi kısa ve epigrafik metinlerin, karmaşık bir din sistemini tek başına açıklamaya yetmeyeceği; Roux’nun bu boşlukları daha geç dönem kaynaklarıyla doldurarak spekülatif bir yeniden inşa yaptığı savunuluyor.


Ayrıca felsefi açıdan Tengrizm'in, Sami dinleri (Yahudilik, Hristiyanlık, İslam) gibi soyut bir "Mutlak Varlık", "evrensel insan" veya "evrensel etik" kategorileri üretmediği belirtiliyor. Bu nedenle Tengrizm'i "monoteizm" (tek tanrıcılık) kalıbına sokmaya çalışmak, bu yerel ve doğa merkezli dünya görüşünü çarpıtmak anlamına geliyor.


Şamanizm: Kelimenin Kökeni ve "Evrensel" Bir Kavrama Dönüşümü

Saçı sunan Hakas

Tengricilik kavramının modern inşasını inceledikten sonra, şimdi merceğimizi literatürde en çok tartışılan diğer kavrama, "Şamanizm"e çevirelim. Bu kelimenin tarihsel serüvenini izlediğimizde, karşımıza bilimsel bir tanımlamadan ziyade, tarihsel rastlantılarla şekillenmiş ilginç bir tablo çıkıyor.


Yaygın bir yanlış inanışın aksine, "şaman" kelimesinin kökeni Slav dillerine değil, Altay dil grubuna dahil olan Tunguz-Mançu dillerine (özellikle Evenkçe) dayanır. Evenk dilindeki šaman sözcüğü; "bilen, gören, transa giren kişi" anlamına gelir. Yani terim başlangıçta, belli bir halkın içinde özel ruhsal role sahip kişiyi tanımlayan yerel bir kavramdı.


Seyyahların Kaleminden Avrupa’ya Yolculuk

Kelimenin izlerine çok daha erken tarihlerde Arapça kaynaklarda rastlamak mümkündür. Örneğin Bîrûnî, el-Âsârü’l-Bâkiye adlı eserinde "şemenan" ifadesini kullanırken, bazı eski metinlerde "Sümeniyye/Şemeniyye" terimlerinin geçtiği görülür.


Ancak kavramın dünya literatürüne asıl girişi, dış gözlemciler vasıtasıyla olmuştur.

Kelime, Rusçaya ilk kez 1670–1675 yılları arasında Avvakum’un yazılarıyla girmiştir. Batı Avrupa’da ise 17. yüzyılın sonlarında Nicolaes Witsen’in Noord en Oost Tartarye (1692) kitabı ve Adam Brand’ın Çin seyahatnamesi (1698) ile yazılı hale gelmiştir. Burada dikkat çeken nokta; kavramın akademisyenlerden önce seyyahlar, rahipler, diplomatlar ve tüccarlar tarafından yaygınlaştırılmış olmasıdır.


Bu dönemde Avrupa’da keşif edebiyatının yükselişi ve Tunguz-Mançu halklarının Çin’i (Qing Hanedanı) yönetiyor olması, bölgeye olan ilgiyi artırmış; böylece "şaman" kelimesi, Sibirya ve Kuzey Çin halklarına dair Avrupalı imgelerin bir parçası haline gelmiştir. Metinlerde geçen şu tespit oldukça çarpıcıdır: Eğer ilk etnograflar Tunguzları değil de Altay Türklerini tanımış olsaydı, bugün "Şamanizm" yerine muhtemelen "Kamizm" terimini kullanıyor olacaktık. Bu da terminolojinin bilimsel bir temelden ziyade, tarihsel rastlantılara dayandığını açıkça gösteriyor.


Mircea Eliade ve Kavramsal Kırılma

Kelimenin anlamındaki asıl büyük değişim, Mircea Eliade ile gerçekleşmiştir. Eliade, ünlü eseri Şamanizm: Arkaik Ekstaz Teknikleri’nde şamanı yalnızca Sibirya halklarına özgü bir figür olmaktan çıkarıp, tüm dünya toplumlarında ortak bir "ekstaz ustası" olarak tanımlamıştır.


Böylece şaman kavramı, yerel bir kültürel pratikten evrensel bir dini kategoriye dönüşmüştür. Ancak Eliade bu genişletmeyi yaparken Orta Asya’da hiç saha çalışması yapmamış, bölgeye gitmemiş ve yalnızca ikincil kaynaklara dayanmıştır. Sonuç olarak ortaya antropolojik olmaktan çok, felsefi ve mitolojik bir sentez çıkmıştır. Eliade; Sibirya’nın tarihsel inanç sistemini, Paleolitik dönemin varsayımsal dinini ve dünya genelindeki trans pratiklerini tek bir potada eritmiştir.


Sonuç: Kavramsal Karmaşa

Bugün geldiğimiz noktada Şamanizm kavramının yaygınlaşma sürecini üç aşamada özetleyebiliriz:

  1. Yerel Aşama: Evenk/Tunguz dilinde "şaman"ın belirli bir ruhani uzmanı ifade ettiği dönem.

  2. Seyyahlar Dönemi: Rus ve Avrupalı gezginlerin kelimeyi egzotik bir gözlem kavramı olarak Batı dillerine taşıdığı dönem.

  3. Eliade Dönemi: Kelimenin bağlamından koparılarak evrenselleştirildiği ve tüm dünyadaki trans pratiklerinin bu adla anıldığı dönem.


Bu genelleştirme, ne yazık ki Sibirya ve Orta Asya Türk halklarına özgü dini sistemi görünmez kılmış; "Şamanizm"i popüler kültürde içi boşaltılmış, "mistik rehberlik" gibi genel bir ruhçuluk kategorisine dönüştürmüştür.


Sonuç: İsimler Değişse de Öz Aynıdır

Tüm bu tarihsel etiketlerin, akademik tartışmaların ve dışarıdan yapılan tanımlamaların ötesinde, asıl odaklanmamız gereken nokta bu mirasın sürekliliğidir. İster Batılı seyyahların notlarında "Şamanizm" olarak geçsin, ister modern uluslaşma süreçlerinde "Tengricilik" olarak yeniden kurgulansın; ortada değişmeyen tarihsel bir gerçeklik durmaktadır.


Bu yüzden, terminolojiye takılıp kalmak yerine resmin bütününe bakmak gerekir. Günümüzde yaratılan kavram kargaşasına rağmen; Şamanizm, Tengricilik veya Göktengri dini gibi tanımlamaların tamamı, esasen Proto-Türklerden günümüze ulaşan Altay-Sayan inanç sistemine verilen farklı isimlerdir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page