top of page

Türk Kültüründe Hıdırellez

  • 5 May
  • 9 dakikada okunur

Hıdırellez, Türk kültüründe kıştan yaza, ölü tabiat devresinden canlı tabiat devresine geçişi ifade eden mevsimlik bahar bayramıdır. Halk takviminde yıl iki büyük döneme ayrılır: 6 Mayıs’ta başlayan yaz devresi ve 8 Kasım’da başlayan kış devresi. Bu yüzden Hıdırellez yalnızca bir eğlence günü değil, halk takviminde yılın yeniden başladığı, tabiatın uyandığı, üretim döneminin açıldığı ve bereketin çağrıldığı eşik günü olarak görülür. Bu tarih, kış döneminin bitişi ve yaz döneminin başlangıcı olarak açıklanır; baharın gelişi, doğanın canlanması, sağlık, bolluk, bereket ve şans dilekleriyle ilişkilendirilir.


Hıdırellez’in merkezinde insanın tabiatla kurduğu kutsal ilişki vardır. Türklerde Hıdırellez geleneği yer-su kültü etrafında toplanır. Yer-su kültü, dağ, su, pınar, ağaç, orman, toprak gibi tabiat unsurlarının yalnızca fiziksel varlıklar değil, koruyucu ve kutsal güçlerle ilişkili alanlar olarak görülmesidir. Bu nedenle Hıdırellez’de su kenarına gitmek, toprağa dilek çizmek, ağaca bez/asılı nesne bırakmak, ateşten atlamak, yeşillik toplamak gibi pratikler tabiatın canlı ve kutsal kabul edilmesinin devamıdır.


Bu bayramın temel düşüncesi şudur: Kış, ölüm, durgunluk ve kapanma zamanıdır; yaz ise doğum, diriliş, hareket, bereket ve çoğalma zamanıdır. Hıdırellez yalnızca mevsimi karşılama değil, “dünyanın ve insanın yenilenmesi” anlamı taşır; yeni dönem, yeni başlangıç ve yeniden doğuş olarak algılanır. Bu yönüyle Hıdırellez, tabiat döngüsüne katılma, eski yılın ağırlığını bırakma ve yeni yılın gücünü alma törenidir.


Bu nedenle Hıdırellez şöyle tanımlanabilir:

Hıdırellez; Türk kültüründe kışın bitişiyle birlikte tabiatın yeniden doğuşunu kutlayan, yer-su ruhlarıyla, ateşin arındırıcı gücüyle, ağacın ve toprağın bereketiyle, suyun şifasıyla, ataların koruyucu varlığıyla ilişkilendirilen bir yenilenme ve bereket törenidir.


Türk Kültürü Bağlamında Hıdırellez’in Temel Anlam Katmanları


1. Yer-Su Kültü: Tabiatın Canlı ve Kutsal Kabul Edilmesi


Hıdırellez
Hıdırellez

Türk inancında “yer” ve “su”, insan hayatını taşıyan kutsal varlık alanlarıdır. Dağ, pınar, dere, ağaç, orman, toprak ve su yalnızca doğal çevre değil; insanla görünmeyen âlem arasında bağ kuran kutsal mekânlardır. Hıdırellez’de insanların özellikle su kenarlarına, yeşil alanlara, ağaç diplerine, pınarlara ve kırlara gitmesi bu anlayışın devamıdır.


Bu bağlamda Hıdırellez, insanın tabiatın canlanma anına katılmasıdır. Çünkü baharda yalnızca otlar, ağaçlar ve sular değil; insanın talihi, bedeni, ailesi, hayvanı, tarlası ve evi de yenilenir. Türk kültürü açısından bu, yer-su güçleriyle uyumlanma törenidir.


2. Yeniden Doğuş Bilinci

Hıdırellez mevsim bayramı olmasının ötesinde, yeniden doğuş niteliği taşır. Halk takviminde Hıdırellez yazın başlangıcıdır. Bu başlangıç yalnızca iklimsel değil, kozmolojik bir başlangıçtır: yeni üretim yılı, yeni talih, yeni bereket ve yeni sağlık bu günde çağrılır.


Türk dünyasında uzun ve çetin kıştan sonra karın erimesi, çiğdemlerin çıkması, kuşların dönmesi, toprağın yeşermesi kutlu belirtiler sayılır. Çiğdem, leylek, turna, geyik, karaca gibi baharın müjdecisi olan canlılar Türkler için kutlu kabul edilir. Bu, Hıdırellez’in yalnızca takvim günü değil, doğadaki diriliş işaretlerinin törensel karşılığı olduğunu gösterir.


3. Bereket ve Üretim Töreni

Hıdırellez, tarım ve hayvancılıkla yaşayan toplumlarda üretim döneminin açılmasıdır. Kışın kapanan üretim gücü baharla birlikte yeniden çalışır. Bu yüzden Hıdırellez ritüellerinin çoğu bolluk, ürün artışı, hayvanların çoğalması, sütün artması, evin erzakının eksilmemesi, paranın bereketlenmesi ve toprağın verimli olması üzerine kuruludur.


Kapıların, ambarların, kilerlerin, dolapların ve cüzdanların açık bırakılması; karınca yuvasından toprak alınması; gül ağacına para kesesi asılması; taşlarla ev, tarla, mal veya istenen şeyin şeklinin yapılması gibi uygulamalar bu bereket düşüncesiyle açıklanır.


4. Arınma ve Korunma


Hıdırellez’de ateşten atlamak, suyla yıkanmak, çiğ toplamak, kırk çeşit otla banyo yapmak, kapılara ısırgan otu asmak gibi pratikler arınma ve korunma ritüelleridir. Türk inancında ateş temizleyici; su arıtıcı; yeşil bitkiler canlandırıcı; toprak ise yenileyici kabul edilir.


Bu nedenle Hıdırellez’de insan eski yılın hastalığını, ağırlığını, uğursuzluğunu ve kötülüğünü geride bırakmak ister. Ateşten atlayarak kötülüğü yakar; suyla yıkanarak eski kirlerden arınır; yeşil otlarla bedeni güçlendirir; toprağa basarak yeni yılın diriliş gücünü alır.


5. Atalar Kültü

Hıdırellez’de mezar ziyaretleri ve kurban uygulamaları önemlidir. Bu ziyaretler basit bir ziyaret değil, atalarla ilişki kuran ritüel nitelikli uygulamalardır. Burada görülen temel yapı atalar kültüdür. Türk inancında atalar yalnızca bu dünyadan göçmüş kişiler değil; soyu, ocağı, aileyi ve topluluğu koruyan manevi varlıklardır.


Bu yüzden Hıdırellez’de ata mezarlarının ziyaret edilmesi, toplu yemek yenmesi, kurban veya lokma paylaşılması; yeni mevsimin başlangıcında ataların rızasını, koruyuculuğunu ve bereketini alma düşüncesiyle ilişkilendirilir.


Türk Kültüründe Hıdırellez Ritüelleri


1. Kırlara, Yeşil Alanlara ve Su Kenarlarına Gitme

Hıdırellez’in en temel ritüellerinden biri insanların kırlara, yeşillik alanlara, pınar, dere, çeşme ve su kenarlarına gitmesidir. Bu alanlar sıradan gezinti yerleri değildir; Türk dini bağlamında tabiatın canlandığı, yer-su güçlerinin etkinleştiği, insanın yeni dönemin dirilik enerjisini aldığı kutsal eşik mekânlarıdır.


Yeşil alanlara çıkmak, tabiatın yeniden doğuşuna tanıklık etmek anlamına gelir. Su kenarına gitmek ise arınma, şifa ve dilek dileme ile ilişkilidir. Balıkesir ve Çanakkale köylerinde Hıdırellez sabahı güneş doğmadan su kenarına gidildiği; kadınların “gün görmemiş su” ile ellerini yüzlerini yıkadığı, erkeklerin suya girip yıkandığı, dönüşte Hıdırellez suyu ve kır çiçeklerinin eve getirildiği aktarılır.


Bu uygulama Türk dini açısından su iyesi anlayışıyla açıklanabilir. Su, arındıran, taşıyan, yenileyen ve insanla kutsal güçler arasında aracılık eden bir varlık olarak kabul edilir.


2. Gün Görmemiş Su ile Yıkanma ve Şifa Arama

Hıdırellez sabahı güneş doğmadan alınan suyun özel olduğuna inanılır. Bu suyla yüz yıkamak, bedeni yıkamak, eve su götürmek, yoğurt mayalamak, yaralara sürmek veya hastalıklara karşı kullanmak yaygın uygulamalardandır. Hıdırellez sabahı pınar, çeşme veya kuyudan alınan suyun şifalı olduğuna inanıldığı; bazı kaynaklardan alınan suyla yıkananların iyileştiği, bu suyla yoğurt mayalandığı ve yaraların yıkandığı aktarılır.


Bu ritüelin Türk dini bağlamındaki anlamı, suyun yalnızca temizlik aracı değil, canlandırıcı ve kutsal güç taşıyan unsur kabul edilmesidir. Su, eski dönemin hastalığını ve uğursuzluğunu akıtıp götürür; yeni dönemin sağlığını bedene taşır.


3. Ateş Yakma ve Ateşten Atlama

Hıdırellez gecesinin en bilinen ritüellerinden biri ateş yakmak ve ateşin üzerinden atlamaktır. İnsanların dilek tutup ateşin üzerinden üç kez atlar. Bu, arınma ve güç kazanma amacı taşır. Ateşin üzerinden atlayanların ağırlık, uğursuzluk, ağrı, acı ve kötülüklerin yanıp dökülmesini diledikleri aktarılır.


Türk inancında ateş kutsaldır. Ateşe tükürmek, ateşi kirletmek veya ateşle saygısızca oynamak hoş karşılanmaz. Ateş temizleyici ve kötü ruhları uzaklaştırıcıdır. Bu nedenle Hıdırellez ateşi, yeni döneme girmeden önce bedeni ve ruhu arındıran bir eşik unsurudur.


Ateş aynı zamanda güneşin yeryüzündeki karşılığı olarak da yorumlanır. Yazın gelişiyle güneşin gücü artar; ateş yakmak, bu kozmik ısınmaya ve tabiatın canlanmasına sembolik olarak katılmak anlamına gelir.

Hıdırellez Gecesi yapılan ateşten atlama geleneği
Hıdırellez Gecesi yapılan ateşten atlama geleneği

4. Gül Ağacı, Ağaç Dibi ve Ağaç Kültü

Hıdırellez ritüellerinde ağaç, özellikle gül ağacı, dileklerin bırakıldığı kutsal bir merkez gibi işlev görür. Gül ağacının dibine ev, araba, para, çocuk, eş, tarla, hayvan gibi istenen şeylerin sembolleri çizilir veya maketleri konur. Para kesesi asılır, dilekler bırakılır, çömlekler ağacın altına konur.


Bu uygulamanın temeli ağaç kültüdür. Ağaç, kökleriyle yeraltına, gövdesiyle yeryüzüne, dallarıyla göğe uzanan bir hayat sembolüdür. Bu nedenle dileğin ağaç dibine bırakılması, insan arzusunun hayat ağacı üzerinden tabiatın ve kutsal düzenin yenileyici gücüne emanet edilmesidir.


5. Toprağa ve Taşa Dilek Çizme

Hıdırellez akşamı veya sabahı istenen şeyin taşlarla ya da çizimle yere yapılması yaygın bir uygulamadır. Ev isteyen ev şekli, mal isteyen malın sembolü, zenginlik isteyen para ya da istenen nesnenin resmiyle dileğini somutlaştırır.


Bu uygulama sembolik yaratım olarak okunabilir. İnsan, dileğini görünür hâle getirerek tabiatın yaratıcı döngüsüne sunar. Bahar zaten yaratılışın tekrarlandığı dönemdir; bu yüzden dileğin toprağa çizilmesi, yeni yılın bereketli toprağına niyet ekmek gibidir.


6. Para, Ambar, Kiler ve Cüzdan Bereketi

Hıdırellez gecesi ambarların, dolapların, kilerlerin, cüzdanların ve kapıların açık bırakılması; gül dalına para kesesi asılması; karınca yuvasından toprak alınarak eve konması; para veya erzakla ilgili sembolik uygulamalar yapılması bereket ritüellerindendir.


Karınca yuvası burada önemlidir. Karınca çalışkanlık, çoğalma, düzen ve biriktirme sembolüdür. Karınca yuvasından toprak almak, o çalışkan ve çoğalan bereketin eve taşınması anlamına gelir.


7. Niyet Oyunu, Çömlek ve Mani Ritüelleri

Hıdırellez’de genç kızlar veya kadınlar tarafından yapılan niyet oyunu, martıfal/martuval gibi adlarla da geçer. Çömleğe yüzük, küpe, bilezik gibi kişisel eşyalar konur; çömlek gül ağacının dibine bırakılır; sabah maniler eşliğinde eşyalar çekilir ve herkes kendi talihini yorumlar.


Bu manilere birkaç örnek şu şekildedir;

“Mani mani maniyi açar,

Mani bilmeyen kaçar,

Gelin kızlar mani söyleyelim,

Hangimiz üste çıkar.”


 “Bahtiyarım bahtiyar,

Bahtiyarım bahtı var,

Bu niyet kimin ise

Talihi var bahtı var.”


“İnce idim üzüldüm,

Al ipeğe düzüldüm,

İster al ister alma,

Ben alnına yazıldım.”


“Bisikletle gezersin,

Karıncayı ezersin,

Madem benden güzelsin,

Niye bekâr gezersin.”


“Yemenim turalıdır,

Kenarı oyalıdır,

Haber verin dostlara,

Sevdiğim buralıdır.” 


 “Martıfalım fal olsun

Dolu koynum mal olsun

Kime düşerse bu fal

Devletilen bahtiyar.”

 


Hıdırellez Kutlaması
Hıdırellez Kutlaması

Yorumlar genelde çömlekten çıkan eşya ile o anda söylenen maninin eşleşmesine göre yapılır. Genel uygulama şöyledir; akşamdan herkes çömleğe kendine ait bir eşya koyar: yüzük, küpe, bilezik, boncuk, toka gibi. Çömlek gül ağacının dibinde bekletilir. Sabah çömlek açılır. Bir kişi mani söylerken, genellikle bir kız çocuğu ya da seçilen kişi çömlekten rastgele bir eşya çıkarır. Kimin eşyası çıkarsa söylenen mani onun olur ve buna göre niyet tutan kişi kendine göre bir mana çıkarmaya çalışır..

Yorumlama kesin bir fal metni gibi değil; daha çok sembolik, eğlenceli ve topluluk içinde yapılan bir baht yorumu gibi düşünülür.


Mesela:

Mani sevinçli, açık, güzel kavuşmalıysa: Kısmet açık, dilek olumlu, baht güzel yorumlanır.

Mani ayrılık, bekleme, hasret içeriyorsa: Dileğin gecikeceği, kısmetin biraz bekleyeceği düşünülür.

Mani mal, bolluk, para, ev, ocak içeriyorsa: Bereket, rızık, ev kurma, yuva sahibi olma şeklinde yorumlanır.

Mani sevda, gelinlik, yol, haber, sevdiğin kişi gibi imgeler taşıyorsa: Evlilik, kısmet, haber alma veya kavuşma anlamı çıkarılır.


Kısmet yorumlamakla ilgili iki farklı uygulama daha vardır;

Yeşil soğanla yapılan uygulamada soğanın bir yaprağı “bahtım”, diğeri “cahtım/kötü” diye ayrılır; ertesi sabah hangisi daha çok büyümüşse yılın iyi ya da kötü geçeceğine inanılır. Diğer uygulamada ise kaşık gece dama atılır; ertesi gün kaşık açık bulunursa kısmet açık, kapalı bulunursa kısmet kapalı şeklinde yorumlanır.

 

Bu uygulamalar, mevsim törenlerindeki talih açma ve gelecek okuma pratiğidir. Mevsim başlangıcı, yılın kaderinin belirlendiği eşik zaman olarak görülür. Çömlek, su, gül, gece, sabah, mani ve kişisel eşya bir araya gelerek kişinin yeni yıldaki bahtını öğrenmeye ve yönlendirmeye yarayan sembolik bir düzen oluşturur.


8. Kısmet, Evlilik ve Baht Açma Ritüelleri

Hıdırellez, gençlerin evlilik ve kısmet dilekleriyle de ilişkilidir. Evlilik çağına gelen genç kızların “saya” adı verilen özel kıyafet giymesi; salıncaklarda genç kızlar ve delikanlıların karşılıklı mani söylemesi; nişanlı kızın üzerine örtü yapılması gibi uygulamalar aktarılır.


Bu ritüellerin Türk kültürü açısından anlamı, baharın yalnızca tabiatta değil, insan soyunda da çoğalma ve devamlılık zamanı olmasıdır. Evlilik, soyun sürmesi ve ocağın devamı demektir. Hıdırellez’de kısmet ritüellerinin yoğunlaşması, baharın doğurganlık ve çoğalma gücüyle ilişkilidir.


9. Salıncağa Binme

Hıdırellez eğlencelerinde salıncağa binmek önemli pratiklerden biridir. Salıncağa binmenin hastalıklardan arınma ve ağırlıkların atılmasıyla ilişkilendirildiği belirtilir.

Salıncak, insanı yerden göğe doğru hareket ettiren sembolik bir araç gibi düşünülebilir.


Sallanma hareketi, kışın ağırlığından kurtulma, bedeni hafifletme, havayla ve gökle temas kurma anlamı taşır. Aynı zamanda toplu eğlence içinde gençlerin karşılaşmasını sağlayarak bayramın sosyal işlevini güçlendirir.


10. Kırk Çeşit Ot, Çiçek, Çiğ ve Yeşillik Toplama

Hıdırellez sabahı kırlardan çiçek, ot, yeşillik ve çiğ toplamak yaygındır. Hıdırellez suyu ve kırlardan toplanan çiçeklerin eve getirildiği, kapıların çiçeklerle süslendiği, mor renkli Süsen çiçeğinin özellikle önemli sayıldığı belirtilir.


Yine bazı yörelerde kırk çeşit bitkiden elde edilen suyun hastalıklara iyi geldiğine inanıldığı; kırk bir çeşit otun kaynatılıp çocukların bununla yıkandığı aktarılır.


Bu uygulamanın temelinde bitkilerin baharda yeniden canlanan hayat gücünü taşıdığı inancı vardır. Ot, çiçek, çiğ ve yaprak, tabiatın taze enerjisidir. Bunları eve getirmek, kapıya asmak, suya katmak veya bedene sürmek; baharın dirilik gücünü insana, eve ve hayvana aktarma ritüelidir.


11. Kapıya Isırgan Otu Asma ve Kötülükten Korunma

Bazı yörelerde Hıdırellez gecesi kapılara ısırgan otu asılır. Bunun kötülükleri, kötü varlıkları veya uğursuzluğu uzaklaştırdığına inanılır.


Isırgan otunun yakıcı ve temas edildiğinde acı veren yapısı, onu koruyucu bir bitki hâline getirir. Türk inanç mantığı açısından kapıya asılan ısırgan, evin sınırına konmuş bitkisel bir koruyucudur. Hıdırellez gibi eşik zamanlarda görünmeyen güçlerin etkin olduğu düşünüldüğünden, evin kapısı da özel olarak korunur.


12. Yoğurt Mayalama, Süt ve Hayvansal Bereket

Hıdırellez’de alınan su veya çiğ ile yoğurt mayalama, hayvanların süt veriminin artmasını dileme, sütle ilgili uygulamalar yapma da anlatılarda yer alır.


Bu ritüelin amacı, yeni yılın hayvansal üretim bereketini çağırmaktır. Eski Türk topluluklarında hayvancılık temel geçim kaynaklarından biri olduğu için süt, yoğurt, kuzu, oğlak, sürü ve otlak bereketi Hıdırellez’in önemli katmanlarından biridir.


13. Kurban, Toplu Yemek ve Paylaşma

Kurban ve toplu yemek, Türk kültüründe topluluğu birleştiren, atalarla ve tabiat güçleriyle ilişki kuran, bereketi paylaşarak çoğaltan bir ritüeldir. Hıdırellez günü kuzu veya oğlak kesilir, pilav ve çeşitli yiyecekler hazırlanır, köy halkı topluca yer. Aynı zamanda bazı yerlerde bu yemeğin şifa ve bereket getireceğine inanıldığı aktarılır.


Toplu yemek, sadece karın doyurma değil; topluluğun aynı bereket sofrasında birleşmesidir. Bu, Türk toy geleneğiyle ilişkilidir: toplum bir araya gelir, yer, içer, eğlenir, barışır ve yeni döneme birlikte girer.


14. Ataları Anma ve Mezar Ziyaretleri

Hıdırellez kutlamalarının önemli bir parçası mezar ziyaretleri ve atalarla ilişki kurma ritüelleridir. Mezar ziyaretleri ve kurban uygulamaları ataları ziyaret etme, ata mezarlarında ritüel gerçekleştirme niteliği taşır.


Burada görülen şey, açık biçimde atalar kültüdür. Yeni dönemin başlangıcında ataların unutulmaması, soyun geçmişiyle bağ kurulması ve ocağın devamı için manevi destek alınması amaçlanır.


15. Yağmur ve Su Dileme Ritüelleri

Hıdırellez bazı yerlerde yağmur dileme pratikleriyle de birleşir. Bazı kaynaklarda kuraklık varsa yağmur dileğiyle törenlere çıkıldığı; bazı köylerde çeşme yalağına gençlerin atıldığı veya su kaynağına asma çubuğu gömüldüğü aktarılır.


Bu ritüeller, Türk dini içindeki su ve bereket ilişkisini açıkça gösterir. Yağmur, gökten gelen bereket; pınar ve dere, yerden çıkan berekettir. Hıdırellez, bu iki su kaynağının üretim mevsimi için çağrıldığı zamandır.


Hıdırellez Ritüellerinin Türk Kültürü Açısından Toplu Yorumu


Hıdırellez’deki ritüelleri bir araya getirdiğimizde dört ana unsur öne çıkar:

Su, arınma, şifa, dilek ve bereket unsurudur. Gün görmemiş suyla yıkanmak, pınardan su almak, çiğ toplamak, yoğurt mayalamak, suya dilek bırakmak, Türklerdeki su iyesi ve yer-su kültüyle ilişkilidir.


Ateş, kötülükleri yakan, insanı hafifleten, güneşin gücünü temsil eden arındırıcı unsurdur. Ateşten atlama, eski yılın ağırlığını yakıp yeni yıla temiz girmektir.


Ağaç ve yeşillik, hayatın, çoğalmanın ve dileğin sembolüdür. Gül ağacı, ardıç, taze sürgün, kır çiçekleri, otlar ve çiğ; baharın dirilik gücünü taşır.


Toprak, dileğin ekildiği, bereketin doğduğu ve insanın yeniden bağlandığı ana unsurdur. Karınca yuvasından toprak almak, toprağa ev çizmek, yeni doğan çocuğun ayağını toprağa bastırmak gibi uygulamalar, toprağın çoğaltıcı gücüne dayanır.


Bu dört unsurun yanında atalar kültü de Hıdırellez’in derin katmanlarından biridir. Ata mezarlarına gitmek, toplu yemek yemek, kurban veya lokma paylaşmak, ocağın sürekliliğini ve soyun koruyucu gücünü hatırlatır.


Sonuç

Hıdırellez, Türk kültüründe bir tabiat, bereket, arınma ve yeniden doğuş bayramıdır. Bu bayramın özü, baharın gelişiyle birlikte insanın tabiatın canlanmasına katılmasıdır. İnsan; suyla arınır, ateşle temizlenir, ağaca dileğini bırakır, toprağa niyetini çizer, yeşillikten şifa alır, atalarını anar, toplulukla yemek yer ve yeni üretim yılına umutla girer.

 

 

 

Kaynakça

  1. Artun, E. (1990). Türk halk kültüründe Hıdrellez. Halk Kültüründen Derlemeler: Hıdrellez Özel Sayısı, 1–23. [PDF]

  2. Bulut, M., Karacagil, Z., & Çataloğlu, S. (t.y.). Dünden bugüne Hıdırellez pratikleri. Gelenek, Görenek ve İnançlar, 79–92. [PDF – Kültür ve Turizm Bakanlığı]

  3. Kahraman, N., & Arıkan, R. (2015). Orta Asya’dan Bilecik’e Hıdırellez. Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, 15(1), 13–28. [Dergipark]

  4. Kumartaşlıoğlu, S. (2017). Edremit ve Burhaniye Tahtacılarında Hıdırellez. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 20(37), 275–292. [DOI] [Dergipark]

  5. Turan, F. A. (t.y.). Anadolu’daki Hıdırellez kutlamalarına dair inanmalar, ritüeller, yasaklar ve yaptırımlar. The Beliefs, the Rituals, the Prohibitions and the Sanctions in the Hıdrellez “The May Sixth Festival”, 101–111. Gazi Türkiyat, 1(2), 101–111. [ISAM Katalog]

 
 
 

Yorumlar


bottom of page