top of page

Türklerde Baharın Habercisi Bir Ritüel: Saya Bayramı ve Köse-Gelin Oyunu

  • 19 Oca
  • 8 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Oca

Türklerde Takvim Anlayışı ve Zaman Algısı

Türkler, tarihin farklı dönemlerinde birden fazla takvim sistemi kullanmıştır. Bunlar arasında 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Hicrî, Celâlî, İlhanlı, Rûmî ve Milâdî takvimler yer almaktadır.

Resmî takvimlerin belirlediği günlerin yanı sıra halk, gündelik yaşamdan süzülen uzun süreli tecrübelerini esas alarak işlevsel bir zaman sistemi geliştirmiştir. Özellikle tarım ve hayvancılıkla ilgili faaliyetlerde;

  • ekim,

  • dikim,

  • budama,

  • harman,

  • söküm,

  • koç katımı,

  • saya

gibi pratikler, bu halk takvimi çerçevesinde düzenlenmiştir.

Halk Takvimi Nedir?

Literatürde “halk takvimi” olarak adlandırılan bu sistem; doğal olgular ile toplumsal yaşam arasındaki ilişkiyi uzun süreli deneyimlerle kuran bir anımsama ve anımsatma dizgesi olarak tanımlanabilir.

Bu bağlamda halk takvimi;

  • dinsel,

  • tarihsel,

  • töresel,

  • eğitsel,

  • inançsal,

  • hukuksal,

  • tarımsal,

  • siyasal ve ekonomik

boyutları kapsayan çok katmanlı bir yapıya sahiptir.


21 Mart ve Mevsimsel Dönüm Noktaları

Türk kültüründe 21 Mart, tabiatın yeniden doğuşunu, canlanmayı ve üremeyi simgeler; baharın başlangıcı olarak kabul edilir.

Yıllık döngü içerisinde 21 Mart dışında da törensel önem atfedilen bazı günler bulunmaktadır. Bunlardan öne çıkanlar şunlardır:

  • 21 Aralık – Büyük Çille

  • 29 Ocak – Küçük Çille

Bu günler de Yeni Yıl gibi törensel pratiklerle kutlanmaktadır.


Küçük Çille ve Köse-Gelin Oyunu

Küçük Çille’nin kutlanması sırasında Türk toplulukları arasında Köse-Gelin adlı bir oyun icra edilmektedir. Bu oyun;

  • İran Türkleri,

  • Azerbaycan,

  • Doğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde

farklı adlarla bilinmektedir. Köse, Kosa, Kose, Kosa-Gelin veya Bey-Gelin adları bunlardan bazılarıdır.

Köse-Gelin oyunu; düğünlerde, bayramlarda, hasat dönemlerinde, hayvanların çiftleşme zamanlarında ya da mevsimsel geçişlerde, köy halkı için anlam taşıyan zamanlarda sergilenen geleneksel seyirlik oyunlar arasında yer alır. Bu pratik, “oyun çıkartma” ya da “oyun yapma” geleneğinin bir devamıdır.


Saya Bayramı: Hayvancılık Temelli Bir Ritüel

Saya Bayramı Nedir?

Coğrafi koşullara bağlı olarak Küçük Çille’ye yakın bir dönemde kutlanan önemli günlerden biri de Saya Bayramıdır.

Saya Bayramı; hayvancılığa dayalı yaşam biçiminin, doğayla kurulan ilişkinin ve mevsimsel döngülerin ritüel ifadesi olarak karşımıza çıkar. Özellikle koyun yetiştiriciliği yapan topluluklarda;

  • uğur,

  • bereket,

  • süreklilik

kavramları bu törenin merkezinde yer alır.


Tarihsel Arka Plan ve Köken

Kaynaklar, saya ile ilişkili ritüellerin izlerini Moğol ve Orta Asya bozkır kültürlerine kadar götürmektedir.

  • İlkbaharda icra edilen Örtüs-Sara (sürülerin otlatmaya çıkarıldığı dönem),

  • Sonbaharda gerçekleştirilen Sagan Sara / Akay törenleri,

hayvan sürülerinin yıllık döngüsünü esas alan kutsal zaman dilimlerini temsil eder.

Anadolu ve Azerbaycan sahasında bu gelenek, zamanla Saya Bayramı veya Saya Kutluğu adıyla biçimlenmiştir. Saya, tarım toplumlarının hasat bayramlarından farklı olarak, hayvancılık temelli bir takvimin ürünüdür. Burada merkeze alınan unsur toprak değil, sürünün bereketidir.

Zamanlama: Koç Katımı ve “Yüz” Kavramı

Saya Bayramı’nın temel zaman belirleyicisi koç katımıdır. Koç katımından yaklaşık 100 gün sonra, genellikle Şubat ayı başı ya da ortalarında, koyunların gebe olup olmadığı anlaşılır.

Bu dönem, hayvancılık açısından kritik bir eşiktir ve ritüel tam da bu zamanda gerçekleştirilir. Bu nedenle Anadolu’nun birçok bölgesinde saya;

  • “koyunun yüzü”,

  • “davar yüzü”

gibi adlarla da anılmaktadır. Buradaki “yüz” kavramı, hem zamanın dönmesini hem de sürünün kaderinin görünür hâle gelmesini ifade eder.


Saya Bayramı - Köse Gelin Oyunu
Saya Bayramı - Köse Gelin Oyunu
Koyun postundan Sakal yapmış köse ve kadın kılığına girmiş gelin rolü yapan insan
Köse Oyuncuları












Ritüelin Uygulanışı

Saya Bayramı sırasında çobanlar ve gençler, çeşitli hayvan kılıklarına girerek köy veya oba içinde dolaşırlar. Bu süreçte:

  • türküler söylenir, maniler okunur,

  • davul, kaval, tulum gibi çalgılar kullanılır,

  • oyunlar oynanır, taklitler yapılır,

  • her evden çobana yiyecek ve erzak gibi hediyeler verilir.

Toplanan hediyeler daha sonra birlikte tüketilir; gece, eğlence ve paylaşım ile tamamlanır. Bu yönüyle Saya Bayramı, yalnızca bereket çağrısı değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir törendir.


Köse Oyunu ve Törensel Temsil

Saya Bayramı’nın önemli unsurlarından biri, Anadolu’nun birçok bölgesinde farklı adlarla bilinen Köse Oyunudur.“Köse”, “Kos-kosa” ve “Kosa-bezeme” gibi adlarla anılan bu figür; kışı, verimsizliği ve geride bırakılan eski zamanı sembolik olarak temsil eder.

Köse’nin oyunda alaya alınması, kovalanması ya da yenilmesi; yalnızca bir eğlence unsuru değil, baharın ve yeni döngünün gelişini simgeleyen törensel bir anlatımdır. Bu yönüyle Köse Oyunu, mevsimsel dönüşümün sahneye taşınmış hâli olarak değerlendirilebilir.

Sözlü Kültür ve Türküler

Saya törenlerinde söylenen türküler ve maniler, ritüelin sözlü belleğini oluşturur. Bu sözler; doğum beklentisini, bereket umudunu ve paylaşım anlayışını sembolik bir dille ifade eder.

Örnek bir saya türküsü:

Koyunun yüzü geldi,Gün doğdu, kuzu geldi,Çobana taze keçe,Ağaya kuzu geldi.

Bu dizelerde hem sürünün çoğalmasına yönelik umut hem de bereketin topluluk içinde paylaşımı açık biçimde görülür.

İnanç Boyutu ve Ritüel Yasaklar

Saya döneminde dikkat çeken unsurlardan biri de ritüel yasaklardır. Doğuma kadar geçen sürede:

  • Gece evden ateş veya kazan çıkarılmaz

  • Komşuya tuz verilmez

Bu davranışların, sürünün bereketini kaçıracağına ve uğursuzluk getireceğine inanılır. Söz konusu yasaklar, saya geleneğinin yalnızca folklorik bir uygulama olmadığını; inanç temelli bir sistem içinde değerlendirildiğini açıkça ortaya koyar.

Saya Manileri

Saya döneminde söylenen maniler, ritüelin hem anlatıcı hem de koruyucu sözlü unsurlarıdır. Bir örnek:


Selam verdim aldınız mı

Saya geldim duydunuz mu

Saya saya sekiz aya

Koc katarlar dokuz aya

Koyunumuzun yuzu yetti

Kuzusunun tuyu bitti

Koyunumuzun dolune ne kaldı

Koyunumuzun dolune elli gun kaldı

Ak koyun koyunun beyi

Gok koyun yureğimin yağı

Du dedim meledi

Tuz ektim yaladı

Yaz gelir guz gelir

Kolları sıvalı kız gelir

Ak gelin gok gelin

Calpala cuvalını dok gelin


Bu manilerde zaman hesabı, doğum beklentisi, bereket ve topluluk içi paylaşım iç içe geçmiş durumdadır.


Köse-Gelin Oyunu ve Ritüel Yapı

Tüm eski törensel ritüellerde söz ile eylem arasında çift yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Bu tür ritüellerde çoğu zaman eylem, sözden daha belirleyici bir konumdadır. Ancak söz, eylemin anlamını tamamlayan ve onu yorumlayan bir unsur olarak varlığını sürdürür.

Bu bağlamda törensel uygulamalarda:

  • Eylem kalıcıdır

  • Söz anlamı pekiştirir

  • İkisi birlikte anlatı ve ima işlevi görür

Köse-Gelin Oyunu, bu bütünlük içerisinde ele alınabilecek nitelikte bir törensel temsildir.


Ritüel, Bellek ve Süreklilik

Toplumsal yapının sürekliliğinde, ortak belleğe ait unsurların hatırlanması ve belirli bir disiplin içinde tekrarı temel bir ilkedir. Kültürel süreklilik, bu hatırlama süreciyle mümkün olur ve bu noktada ritüel olgusu ön plana çıkar.

Ritüeller;

  • içeriği görece statik,

  • icrası ise dinamik ve işlevsel

olan uygulamalardır. Bu yönleriyle ritüeller, toplumsal belleğin en önemli taşıyıcıları arasında yer alır ve içinde tarihsel, sosyal, dinsel ve kültürel katmanların izlerini barındırır.


Bölgesel Uygulamalar ve Sosyo-Ekonomik Boyut

İran Türkleri arasında Köse-Gelin Oyunu’nun, yağmur yağdırma törenlerinde de oynandığı bilinmektedir.

Türklerin yaşadığı kuzey bölgelerde kış aylarının sert geçmesi nedeniyle hayvanlar otlatılamaz. İran sahasında ise çobanlara yıl boyunca düzenli maaş verilmemesi sebebiyle, bu dönem çobanlar için gelir kaybı anlamına gelmektedir.

Bu nedenle çobanların gelirleri;

  • hayvanların otlatıldığı aylar üzerinden alınan ücretlerle,

  • ya da otlattıkları hayvanların yavrularından,

  • süt ve yün gibi ürünlerden elde edilen paylarla

sağlanmaktadır. Bu durum, Köse-Gelin ve saya ritüellerinin yalnızca törensel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal işlevler de taşıdığını göstermektedir.


Köse-Gelin Oyunu ve İcrası

Köse-Gelin Oyunu; Kosa, Köse, Köse-Gelin, Köse Geldi, Köse Gelli, Köse ve Senem / Şah Senem ya da Han Çoban ve Köse gibi farklı adlarla bilinen, kapı kapı dolaşılarak icra edilen törensel bir seyirlik oyundur. Oyun adını, merkezinde yer alan “Köse” adlı karakterden alır.

Bölgelere göre küçük farklılıklar gösterse de oyun, temelde aynı bütünsel yapı içinde icra edilmektedir.

Hazırlık Süreci ve Muştuluk

Törenin icrasından birkaç gün önce çobanlar, ahaliden para toplar. Bu parayla portakal ve nar alınarak köy halkına dağıtılır. Dağıtım sırasında:

“Muştuluk olsun. Köse birkaç gün içinde gelecek.”

denilerek oyunun oynanacağı gün ilan edilir. Ahali de bu muştuyu:

“Hoş gelecek.”

sözleriyle kabul eder. Böylece herkes hem oyundan haberdar olur hem de Köse ve arkadaşlarına verilecek hediyeleri hazırlamaya başlar.

Oyunun Amacı ve Zamanlaması

Kış başladıktan kırk gün sonra, köy ya da mahallenin çobanı başka bir kişiyle birlikte Köse ve Gelin kılığına girerek oyuna hazırlanır. Bu bölgelerde oyunun temel amaçlarından biri, kışın geri kalanında çobanların geçimini sağlamak için gerekli yiyecek ve erzakın toplanmasıdır.

Oyuncular evleri dolaşarak insanları eğlendirir, şiirler okur ve baharın gelişini müjdeler. Talepler doğrudan değil, oyun ve mizah yoluyla iletilir.

Hediye Vermeme ve Israr Motifi

Eğer ev sahibi hediye vermezse, oyunculardan biri yere ölü gibi yatar ve şiirler okuyarak talebinin yerine getirilmesi için ısrar eder. Ahali ise oyunun gereği olarak bir süre hediye vermemekte direnir. Oyun, Köse ve arkadaşları hediyeyi alana kadar sürdürülür.

Oyuncular ve Kıyafetler

Oyundaki her karakterin kendine özgü kıyafetleri vardır.

Köse

  • Yamalı, yırtık kıyafet ya da post giyer

  • Yüzüne koyun veya keçi kılından sakal ve bıyık takar

  • Keçeden yapılmış börk giyer; börkün iki yanına boynuz takılır

  • Kıyafetine çıngıraklar asılır

  • Elinde baston olarak bir ağaç dalı taşır

Gelin (Şah Senem)

  • Başına eşarp ve tül örter

  • Püsküllü şalvar giyer

  • Elinde çuvaldız taşır

  • Oyunda Köse’ye yaklaşanları çuvaldızla korkutur

Diğer Karakterler

  • Davulcu: Davul veya zurna çalar

  • Torbacı: Verilen hediyeleri torbasına doldurur

  • Ak Köse: Yaz mevsimini simgeler; yeşil dallar ve canlı renklerle süslenir

  • Kara Köse: Kışı simgeler; koyu ve cansız kıyafetler giyer, yüzü karaya boyanır

Oyunun Başlangıcı

Oyun, Davulcu’nun okuduğu şu mısralarla başlar:

Ne kaldı, ya ne kaldıKırh getdi, elli kaldı Kırk getdi, elli kaldıKışımızın nesi kaldı

Bu sözleri duyan çocuklar:

“Köse geldi, Köse geldi.”

diye bağırarak ahalinin toplanmasını sağlar.

Kapı Önü İcrası ve Hediye Talebi

İlk evin avlusunda Köse ve Davulcu şu dörtlüğü okur:

Köse gelir havadanSakkalı yek kovadanKöse’nin payın getirHanım, elin var olsun

Ardından Torbacı:

“Torbanı doldursana, torbanı göndersene.”

diyerek hediyeleri ister. İstenen hediyeler arasında un, pirinç, mercimek, nohut, tereyağı, soğan, patates, kuru üzüm, ceviz, ekmek ya da para bulunur.

Ancak oyun gereği ilk aşamada kimse torbaya bir şey koymaz.

Küslük, Ölüm ve Diriliş Motifi

Hediye verilmemesi üzerine Köse küser ve kenara çekilir. İzleyiciler onu oyuna döndürmek için şu dizeleri okur:

Ay uyruğu, ay uyruğuSakkalı it kuyruğuKöse’m bir oyun eylerKurdunan koyun eyler

Bunun ardından Gelin (Şah Senem) yere yatarak ölmüş rolü yapar. Köse, Senem’in başında şu türküyü söyler:

Şasenem; ölme, menemÖperem, dişlemeremŞasenem; korkma, menemÖperem, dişlemerem

Bazı bölgelerde ise ölen kişi Köse’dir. Gelin:

“Köse’m öldü, havasız kaldı.”

diye bağırır. Son çare olarak evden alınan tereyağı Köse’nin ağzına sürülür ve Köse dirilerek oynamaya başlar.

Bu ölüp dirilme motifi, Nevruz’da tabiatın canlanmasıyla doğrudan ilişkilendirilir.

Ak Köse – Kara Köse Mücadelesi

Oyunun ilerleyen bölümünde Ak Köse ile Kara Köse dövüşerek sahneye çıkar. Bu sembolik mücadele, yaz ile kışın çatışmasını temsil eder. Uzun süren kapışmanın sonunda Ak Köse galip gelir.

Yenilen Kara Köse dağlardan ve bulutlardan yardım ister; kar ve fırtına çağırır. Ancak başarılı olamaz. Mücadele sonuçlanmış, yeni döngünün galibi belirlenmiştir.

Törensel Anlam

Oyunun finaliyle birlikte:

  • kış yenilmiş,

  • bahar ve yaz üstün gelmiş,

  • bereket ve canlılık yeniden tesis edilmiştir.

Köse-Gelin Oyunu bu yönüyle yalnızca bir köy eğlencesi değil; mevsimsel döngüyü, toplumsal dayanışmayı ve kültürel belleği canlı tutan törensel bir anlatımdır.


Bu Anlatımı Neden Yaptık?

Bu kadar ayrıntılı bir anlatımın temel nedeni, “oyun” kavramının ne olduğuna ve nereden geldiğine açıklık getirmektir. Çünkü bugün “oyun” olarak adlandırılan birçok pratik, aslında kökeninde törensel ve inanç temelli bir yapıya sahiptir.

“Oyun” Kelimesinin Kökeni

“Oyun” kelimesi, Yakut Türklerinde “Kam” anlamında kullanılmaktadır. Kam’ın;

  • törensel kıyafetini (manyak) giymesi,

  • elinde tüngür (davul) taşıması,

  • alemler arasında yaptığı yolculuklarda yaşadıklarını topluluk önünde canlandırması

göz önüne alındığında, “oyun” kavramının neden bu bağlamdan dilimize geçtiği daha anlaşılır hâle gelmektedir.

Bu nedenle oyun, yalnızca eğlence değil; görülenin, yaşananın ve deneyimlenenin temsile dönüşmüş hâlidir.

Köse Oyunu ve İnançsal Arka Plan

Köse oyununda eski yılın kovulması ve yeni yılın gelişi teması, doğrudan mevsimsel ve kozmik bir dönüşüm anlayışına dayanır. Oyunun icrası sırasında:

  • oyuncuların kıyafet seçimleri,

  • kullandıkları alet ve eşyalar,

  • üstlendikleri roller ve aldıkları adlar

birçok yönüyle eski Türk inançlarının ve Kamlık geleneğinin izlerini taşımaktadır.

Bu bağlamda Köse Oyunu, yalnızca folklorik bir sahneleme değil; törensel bir yeniden kurma biçimidir.

İlk Oyuncular Kimlerdi?

Birçok araştırmacı; törensel pratiklerde yer alan:

  • dans etme,

  • taklit yapma,

  • şiir okuma ve şarkı söyleme

gibi unsurlar nedeniyle Kamların (Şamanların) tarihteki ilk oyuncular olduğunu ileri sürmektedir. Çünkü bu eylemler, Kam’ın ritüel sırasında üstlendiği temel işlevlerdir.

Dolayısıyla Köse oyunundaki “Köse” tiplemesi, sembolik düzeyde bir Kam figürü olarak değerlendirilebilir.

Kıyafet, Maske ve Çalgıların Anlamı

Kamların kötü ruhlardan korunmak amacıyla:

  • maske taktıkları,

  • yüzlerini boyadıkları,

  • davul gibi çalgılar kullandıkları

bilinmektedir. Bu bağlamda:

  • Köse’nin yamalı kıyafeti, postu ve yüz süslemeleri,

  • kıyafetler üzerindeki çıngıraklar,

  • Gelin’in elindeki çuvaldız,

  • Davulcu’nun çaldığı davul

kötü ruhları uzaklaştırma ve alanı arındırma mantığıyla ilişkilendirilebilir. Tüm bu unsurlar, oyunun törensel niteliğini açıkça ortaya koyar.

Dayanışma ve Yardım Toplama Kültürü

Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer önemli konu, Türk kültüründe dayanışma ve yardımlaşmanın ne kadar incelikli bir biçimde örgütlenmiş olduğudur.

Köse ve Saya oyunlarında yardım toplama;

  • doğrudan talep yoluyla değil,

  • eğlence, mizah ve tören aracılığıyla

gerçekleşir. Bu süreçte hem veren hem alan, aynı ritüelin parçası olur. Yardımlaşma bir yükümlülük değil, ortak bir sevinç hâline gelir.

Bu anlayışın, köken itibarıyla Orta Asya Kamlık geleneğine dayandığı ve bereket getirdiğine inanıldığı görülmektedir.

Bugünle Bir Karşılaştırma

Buradan hareketle şu soruyu sormak gerekir:

Günümüzde yardım toplamak için kullanılan;

  • sıradan kumbaralar,

  • reklamla dağıtılan yardım kolileri,

  • “önce kendime alayım, artanı veririm” anlayışı

bizim kültürel hafızamızla ne kadar örtüşmektedir?

Köse ve Saya geleneği, yardımlaşmayı onur kırıcı olmadan, kimseyi dışlamadan ve topluluğu bir araya getirerek gerçekleştirmenin mümkün olduğunu göstermektedir.

Sonuç Yerine

Bu anlatımın amacı; Köse-Gelin ve Saya oyunlarının yalnızca geçmişe ait folklorik unsurlar değil, bugüne de söyleyecek sözü olan kültürel miraslar olduğunu ortaya koymaktır.

Oyun burada eğlence değil;hafıza, inanç, dayanışma ve süreklilik demektir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page