Yel Çarşambası: Baharın Nefesiyle Gelen Uyanış
- 11 Mar
- 9 dakikada okunur
Türk kültürü, doğanın uyanışını ve mevsimsel döngüleri sadece fiziksel bir değişim olarak değil, evrenin ve insanın yeniden yaratılışı olarak kutlayan kadim bir geleneksel mirasa sahiptir. Bu mirasın en merkezi unsurlarından biri olan Türk Yeni Yılı, doğanın dört temel elementinin (su, ateş, hava/yel ve toprak) aşamalı uyanışını simgeleyen "Dört Çarşamba" ritüelleriyle karşılanır.1 Bu ontolojik döngünün üçüncü ve belki de en dinamik aşaması olan Yel Çarşambası, maddi unsurların (toprak ve su) ilahi bir hareketle canlandığı, durağanlığın yerini devinime bıraktığı kritik bir eşiktir.1 Türk mitolojik sisteminde "Yel" (rüzgâr), sadece atmosferik bir olay değil, aynı zamanda ilahi bir iradenin tezahürü olan "TIN" (nefes/ruh) kavramıyla derin bir ontolojik bağ içerisindedir.2 Bu rapor, Yel Çarşambası'nın ritüelistik derinliğini, Türk kozmogonisindeki yaratılış aşamalarını ve insanın ruhsal parçalarından biri olan TIN kavramının rüzgârla nasıl birleştiğini, akademik bir perspektifle ve disiplinler arası bir yaklaşımla analiz etmektedir.
Türk Yeni Yılı’na Açılan Kapı: Dört Çarşamba ve Kozmik Tekâmül
Türk Yeni Yılı’na, yani "Yeni Gün" kutlamalarına giden süreç, rastgele seçilmiş bir takvim aralığı değil, binlerce yıllık bir hazırlık ve arınma sürecinin sonucudur. Türk halk takvimine göre kış mevsimi; Büyük Çile, Küçük Çile ve Boz Ay olarak üç ana evreye ayrılır.1 Kışın en sert dönemini temsil eden bu çilelerin ardından gelen Boz Ay, havanın yavaş yavaş ısınmaya başladığı, doğanın uyanış işaretlerini verdiği bir dönemdir. İşte bu Boz Ay içerisinde, Yeni Gün Bayramı’ndan önceki dört hafta boyunca gerçekleştirilen ritüeller, yaratılışın dört temel unsurunu sırasıyla uyandırır.1
Çarşamba Sırası | Temsil Ettiği Unsur | İşlevi ve Kozmik Anlamı |
Birinci Çarşamba | Su (Su Çarşambası) | Hayatın kaynağının uyanışı, buzların erimesi, arınma ve ilk varoluşun başlangıcı.1 |
İkinci Çarşamba | Od / Ateş (Od Çarşambası) | Güneşin toprağı ısıtması, enerjinin canlanması ve koruyucu ateş ruhunun harekete geçmesi.1 |
Üçüncü Çarşamba | Yel / Hava (Yel Çarşambası) | Havanın ısınması, rüzgârın uyanması, hareketin başlaması ve ilahi nefesin (Tın) maddeye nüfuz etmesi.1 |
Dördüncü Çarşamba | Toprak (Yer Çarşambası) | Ana toprağın tamamen dirilişi, bereketin simgesi olan toprağın ekime hazır hale gelmesi ve yaratılışın tamamlanması.1 |
Bu dörtlü döngü, evrenin kaos halinden kozmos haline geçişini, yani düzenin ve yaşamın tesis edilmesini temsil eder. İlk iki çarşamba (Su ve Ateş), yaşamın potansiyel enerjisini ve temel malzemesini hazırlar. Ancak yaşamın "can" bulması, yani hareketin ve nefesin devreye girmesi için üçüncü aşama olan Yel Çarşambası zorunludur.1 Mitolojik anlatılarda yel, doğrudan ilahi gücün iradesi olarak görülür; o olmadan su durgun, ateş ise etkisizdir. Yel, suyu dalgalandırarak yaşamın devinimini sağlar, ateşi harlayarak ısıyı yayar ve nihayetinde dördüncü çarşambada toprağa can verir.1
Yel Çarşambası: Hareketin ve Uyanışın Metafiziği
Yel Çarşambası, halk arasında “Rüzgârlı Çarşamba”, “Uyandıran Çarşamba” veya “Yelli Çarşamba” gibi isimlerle anılır.1 Bu özel günde, rüzgârın dünyayı boydan boya dolaşarak uyanmış olan diğer unsurları harekete geçirdiğine inanılır.1 Türk Yeni Yılı’nın bu üçüncü basamağında rüzgâr, hem sıcak hem soğuk eserek kışın durağanlığını yırtar; bu durum baharın kapıda olduğunun en somut meteorolojik ve spiritüel işaretidir.1
Türk mitolojik tasavvurlarına göre, rüzgârın da kendine has bir hiyerarşisi ve çeşitliliği vardır. "Kara nehirde" uyuyan dört ana rüzgâr türünün bu günde yeryüzüne çıktığı, her birinin farklı renklerde kıyafetler giyerek doğaya farklı etkiler bıraktığı kabul edilir.1
Rüzgârın Adı | Temsil Ettiği Renk | Karakteri ve Etkisi |
Beyaz Yel | Beyaz | İyilik, arınma ve kutsallık getirir; kışın ağırlığını siler.1 |
Kara Yel | Siyah | Güçlü, kasırgalı ve serttir; değişimin yıkıcı ama yenileyici gücünü temsil eder.1 |
Hazri | Mavi | Kuzeyden, Hazar üzerinden esen soğuk rüzgârdır; dengeleyici bir unsurdur.1 |
Gilavar | Kırmızı | Güneyden esen sıcak rüzgârdır; baharın müjdecisi ve toprağın can dostudur.1 |
Yel Çarşambası’nda esen bu rüzgârların sadece birer hava akımı olmadığı, her birinin "Yel Baba" veya "Yel Ana" gibi mitolojik koruyucu ruhların (iyelerin) kontrolünde olduğu düşünülür.1 Bu ruhlar, rüzgârın yönünü tayin eder, fırtınaları dindirir veya bereketli yağmurları getiren bulutları birbirine çarptırır.1 Mitolojik düzlemde yel, "manevi-ruhsal" (eril) bir başlangıç olarak kabul edilir ve maddi (dişil) başlangıç olan toprak ve suyun karşısında durarak onlara dinamizm aktarır.1
TIN (Tın) Kavramı: Türk Düşüncesinde Ruhun Anatomisi
Türk Yeni Yılı geleneklerinde Yel Çarşambası’nın bu denli önemli olmasının kökeninde, Türk mitolojisinin ruh anlayışı yatar. Eski Türkçede "Tın" kelimesi; nefes, soluk, dinçlik ve ruh anlamlarına gelmektedir.3 Türk inanış sistemine göre insan ve diğer tüm canlı varlıklar nefesle can bulurlar.10 Canlı varlıklara "tınlı" (tınlıġ) denilmesi, yaşamın doğrudan nefese, yani rüzgârın mikro formuna bağlı olduğunu gösterir.3
Türk mitolojik sisteminde ruh, tekil bir kavram olmaktan ziyade, farklı fonksiyonları ve varoluş biçimleri olan parçalardan oluşur. Bu parçalar arasında TIN, KUT, SÜNE (YULA) ve SÜR gibi kavramlar öne çıkar.11
Ruhun Parçası | Tanımı ve Özelliği | Yel ve Nefesle Bağlantısı |
TIN (Tın) | Yaşam nefesi, biyolojik canlılık ve ilahi soluktur.2 | Vücuttan ayrıldığında biyolojik ölüm gerçekleşir; doğrudan rüzgârla (yel) özdeştir.1 |
KUT | Tanrı tarafından verilen siyasi güç, bereket ve kutsal şanstır.10 | Bir ışık olarak betimlenir; ayrılması ölüme yol açmaz ama talihsizlik getirir.11 |
SÜNE (YULA) | İnsanın hayal gücü ve rüyalarda gezen, uyku sırasında bedeni terk edebilen parçasıdır.10 | Maddi olmayan, gölge benzeri bir varlıktır.11 |
SÜR | İnsanın enerji, irade ve ruhsal hallerini kontrol eden unsurdur.11 | İnsanın psikolojik bütünlüğünü ve dinamizmini sağlar.11 |
Tın, bu unsurlar arasında hava ve rüzgârla en doğrudan ilişkili olanıdır. İnsan doğarken aldığı ilk nefesle (tin) dünyaya bağlanır ve ölürken verdiği son nefesle (tın kesilmesi) bu bağı koparır.3 Divanü Lügat-it-Türk'te "Anıŋ tını kesildi" ifadesinin hem nefesinin kesilmesi hem de ruhunun çıkması anlamında kullanılması, bu kavramsal bütünlüğün en eski dilsel kanıtıdır.3 Yel Çarşambası, bu bireysel "Tın"ın makrokozmik düzeyde tüm doğaya üflenmesini simgeler.
Yel ve Tın : İnsanın ve Evrenin Yaratılışı
Yel ile Tın arasındaki ilişki, Türk yaratılış (kozmogoni) ve türeyiş (antropogoni) mitlerinde merkezi bir role sahiptir. Mitolojik perspektiften bakıldığında, yaratılışın üçüncü aşamasında yelin (havanın) devreye girmesi, maddi bir yapının (su ve toprak karışımı) "canlı" bir organizmaya dönüşmesi demektir.1 Türk yaratılış destanlarında, Tanrı'nın rüzgâra emrederek suları dalgalandırdığı ve bu hareket sonucunda yeryüzünün oluşmaya başladığı anlatılır.5 Rüzgâr, burada yaratıcı bir katalizör işlevi görür.
İnsanın yaratılışını konu alan mitlerde de benzer bir rüzgâr etkisi görülür. Bir anlatıya göre, su, toprak ve ateşten (güneş ısısı) oluşan bir balçık yığını üzerinde dokuz ay boyunca mutedil (ılık ve dengeli) rüzgârlar esmiştir.15 Bu rüzgârın (nefesin) sürekli dokunuşuyla, cansız madde şekillenmiş ve ilk insan olan "Ay Atam" vücut bulmuştur.15 Burada esen dokuz aylık rüzgâr, Tanrı'nın maddeye üflediği "Tın"ın (ruhsal özün) ta kendisidir. Bu yönüyle Yel Çarşambası, her yıl bu yaratılış anının ritüelistik olarak yeniden canlandırılmasıdır.
Mitolojik metinlerde hava, durgun haldeyken bile insana can veren, harekete geçtiğinde ise rüzgâra dönüşerek insanın hayatına yön veren bir etkendir.8 Yel, cansız toprağı durgunluktan kurtarır, suları coşturur ve maddeyi spiritüel bir devinime sokar.1 Bu nedenle yel, doğrudan "ruh" ile eşit tutulur; zira rüzgârın görünmez ama hissedilebilir ve dönüştürücü gücü, ruhun bedendeki varlığıyla aynı niteliklere sahiptir.1
Yel Baba ve Yel Ana: Spiritüel Rüzgâr Kültü
Yel Çarşambası ritüellerinin merkezinde, rüzgârın koruyucu ruhları olan Yel Baba (Yel Ata) ve Yel Ana figürleri yer alır.1 Türk, Altay, Tatar ve Macar mitolojilerinde rüzgâr tanrısı veya iyesi olarak bilinen bu varlıklar, doğa kültünün en üst basamaklarında bulunur.1
Yel Baba’nın Fonksiyonları ve Tasviri
Azerbaycan ve Orta Asya Türklerinin tasavvurunda Yel Baba, genellikle rüzgâr gibi hızla koşan bir atın üzerindeki aksakallı, bilge bir ihtiyar olarak betimlenir.1 At, rüzgârın zoomorfik (hayvan biçimli) temsilidir; Yel Baba ise bu gücün antropomorfik (insan biçimli) otoritesidir.1 Yel Baba’nın görevleri sadece fiziksel rüzgârla sınırlı değildir:
Dünyayı dolaşarak uyanan unsurları (su, ateş) birbirine bağlar.1
Harman savurma döneminde rüzgâr estirerek buğdayın samandan ayrılmasını sağlar (ekonomik ve berekete dair işlev).1
Ormanda veya zorlu yollarda kaybolan hayırsever insanlara yol gösterir (rehberlik işlevi).1
Kasırgalar yaratarak kötülükleri süpürür veya gerektiğinde cezalandırıcı bir güç olur.1
Yel Ana ve Dişil Ruhun Gücü
Yel Ana, Türk mitolojisindeki kadın figürlerin doğa olayları üzerindeki otoritesini temsil eder.9 O, rüzgârların anası, yönlerin hâkimi ve havanın ruhudur.9 Şaman dualarında adı sıkça geçen Yel Ana, şamanların ruh yolculuklarında (trans sırasında) göğe veya öte dünyalara ulaşmalarını sağlayan rüzgârın kaynağıdır.9 Yel Ana figürü, doğanın dengesini korurken aynı zamanda toplumsal ve ruhsal düzenin de bir simgesi olarak görülür.9
Yel iyesi inancı, Anadolu'nun güneyindeki Türkmenlerde "Yel Baba" türbesi gibi ziyaret yerlerinin oluşmasına da zemin hazırlamıştır.4 Bu kültün bir diğer yansıması olan "Heyder" (veya Haydar) figürü de rüzgârla ilişkilendirilir. Köylüler harman savururken "Heyder es de gel" diyerek rüzgâra seslenirler; bu yakarış, Yel iyesine duyulan kadim ihtiyacın bir ifadesidir.1
Yel Çarşambası Ritüelleri ve Halk Uygulamaları

Yel Çarşambası, sadece teorik bir mitolojik kavram değil, halkın gündelik yaşamına derin ritüellerle nüfuz etmiş bir kutlamadır. Bu çarşambada gerçekleştirilen her eylem, bir arınma ve yenilenme niyetini taşır.
1. Söğüt Ağacı ve Dilek Tutma
Yel Çarşambası’nın en bilinen ve hala yaşatılan ritüeli, bir söğüt ağacının altında dilek tutmaktır.1 Söğüt, suyu sevmesi ve rüzgâra karşı esnek dallarıyla hemen tepki vermesi nedeniyle kutsal kabul edilir. İnanışa göre, Yel Çarşambası gecesi bir söğüt ağacının altına gidilir, niyet edilir ve "Yel Baba" çağrılır. Eğer Yel Baba sesi duyup eserse ve söğütün dalları toprağa değerse, dileklerin kabul olacağına inanılır.1 Bu ritüel, insanın arzularını rüzgârın (ilahi nefesin) taşıyıcılığına emanet etmesini simgeler.
2. Rüzgârla Arınma (Nefes Alma)
Bu özel günde insanlar dışarı çıkarak yüzlerini rüzgâra dönerler. İnanışa göre, Yel Çarşambası'nda esen rüzgâr kışın tüm ağırlığını, durgunluğunu, hastalıklarını ve yorgunluğunu insanın üzerinden alıp götürür.1 Rüzgârın bedene ve ruha dokunması, bir nevi "spiritüel yıkanma" olarak kabul edilir. İnsanlar rüzgârı yüzlerinde hissederek kışın uyuşukluğundan kurtulduklarını ve taze bir "Tın" (nefes) ile dolduklarını düşünürler.
3. Evlerin ve Mekânların Havalandırılması
Fiziksel temizliğin ötesinde, Yel Çarşambası'nda evlerin pencereleri ve kapıları sonuna kadar açılır.1 Buradaki amaç, kış boyunca evde hapsolmuş olan "ölü" ve durgun enerjiyi dışarı salmak, yerine baharın taze rüzgârını (Tın) davet etmektir. Bu eylem, mekânın ruhunu tazelemek ve Yeni Gün’e hazırlamak anlamı taşır.
4. Şamanik Dönüş ve Yel Sembolizmi
Şaman ayinlerinde şamanın tefiyle kendi etrafında hızla dönmesi, rüzgârın sembolik bir temsilidir.16 Yel Çarşambası'nda da rüzgârın hareketliliği, şamanın transa geçerek ruh yolculuğuna çıkmasına benzer bir toplumsal coşku yaratır. Hareket, uyanışın ve canlılığın (tınlı olmanın) bir kanıtıdır.
Türk Yeni Yılı’nda Yel’in Ontolojik Önceliği
Neden Yel Çarşambası, Su ve Ateş’ten sonra, Toprak’tan önce gelir? Bu sıralama, Türk düşünce sisteminin mantıksal ve metafiziksel yapısını ortaya koyar.
Su (Hazırlık): Hayatın potansiyelini barındıran ilk maddedir. Ancak tek başına pasiftir.
Ateş (Enerji): Maddenin uyanması için gerekli olan ısıyı ve enerjiyi sağlar.
Yel (Hareket ve Ruh): Su ve ateşi birleştirir, onları devinime sokar ve maddeye "Tın" (nefes) üfleyerek onu canlandırır.1
Toprak (Form): Canlanan ruhun ikamet edeceği nihai maddi yapıdır.1
Yel olmadan bahar olmaz, çünkü yel tohumların filizlenmesi için gerekli olan oksijeni (havayı) taşır ve polenleri dağıtarak yaşamın sürekliliğini sağlar.1
TIN Kavramının Etimolojik ve Felsefi Derinliği
TIN kelimesi, Türkçenin en eski katmanlarından beri yaşamın özünü ifade etmek için kullanılmıştır. Eski Uygur metinlerinde ve Karahanlı Türkçesinde "Tın" hem somut nefes hem de soyut ruh anlamında eşzamanlı olarak yer alır.3 Bu kavramın "dinç", "diri", "dinmek" (durmak/rahatlamak) ve "din" (inanç) gibi kelimelerle olan kökensel yakınlığı, Türklerin yaşamı nasıl bir "nefes dengesi" olarak gördüğünü özetler.7
Tın kavramı etrafında şekillenen inanışlar şunları vurgular:
Ölümsüzlük: Tın, insana bir armağanıdır ve ölümsüzdür; beden toprak olduğunda tın göklere döner.10
Ayrılmazlık: Tın vücuttan ayrıldığında yaşam sona erer. Bu, biyolojik hayatın mutlak şartıdır.11
Kutsallık: Tın, insanın içindeki ilahi kıvılcımdır; bu nedenle her "tınlı" (canlı) varlığa saygı duyulmalıdır.12
Yel Çarşambası’nda doğanın "nefes alması", evrenin bir "tınlı" varlık olarak yeniden tanımlanmasıdır. Bu, Türk Yeni Yılı’nın ekolojik ve spiritüel bir bayram olmasının temel nedenidir; zira kutlanan şey sadece mevsim değişimi değil, evrensel ruhun yeniden canlanmasıdır.
Sonuç: Yel ile Gelen Yenilenme ve Tın ile Süren Hayat
Türk Yeni Yılı (Yeni Gün) kutlamaları içinde Yel Çarşambası, kışın durgunluğunu kıran, maddeye ruh üfleyen ve hareketi başlatan en kritik aşamadır.1 Bu özel gün, Türk mitolojisindeki TIN kavramıyla birleştiğinde, sadece bir halk geleneği olmaktan çıkıp derin bir varoluşsal törene dönüşür. Yel, makrokozmostaki (evrendeki) rüzgârdır; Tın ise mikrokozmostaki (insandaki) nefestir.1 Her ikisi de aynı kaynağın, ilahi iradenin farklı ölçeklerdeki tezahürleridir.
Yel Çarşambası'nın hatırlattığı en önemli ders, hareketin ve değişimin kaçınılmazlığıdır. Tıpkı Yel Baba'nın harmanı savurarak buğdayı saptan ayırması gibi, rüzgâr da insanın ruhundaki ağırlıkları, kışın yorgunluğunu ve negatif enerjileri savurup atar.1 İnsan, bu günde aldığı her nefeste (tın) doğanın uyanışına ortak olur ve Yeni Gün’e bir adım daha yaklaşır.
Türk Yeni Yılı’nın bu kadim çarşambaları, modern insana doğayla olan kopmaz bağını hatırlatmakta, yaşamın sadece maddi bir süreç değil, nefesle (Tın) ve hareketle (Yel) harmanlanmış kutsal bir döngü olduğunu fısıldamaktadır. Yel Çarşambası’nın rüzgârı, binlerce yıllık bir mirasın nefesini bugüne taşımaya devam etmektedir.
Özet Tablo: Türk Yeni Yılı’nda Yel ve TIN Senkronizasyonu
Kavram | Mitolojik Rolü | Ritüelistik Karşılığı | Ontolojik Değeri |
Yel (Rüzgâr) | Yaratılışın 3. unsuru; suyu ve ateşi harekete geçirir.1 | Evleri havalandırmak, rüzgâra karşı durmak.1 | Evrensel hareket |
TIN (Nefes) | Tanrı’dan gelen yaşam özü; canlılığın şartı.10 | Dilek tutmak, "taze tın" ile dolmak.1 | Bireysel ruh ve biyolojik canlılık.11 |
Yel Baba | Rüzgârın koruyucusu ve rehberi.1 | Söğüt ağacı altında onu çağırmak.1 | Otorite, yardım ve bereket.1 |
Yeni Gün | Doğanın ve ruhun yeniden doğuşu.1 | Ateş üzerinden atlamak, çarşamba sofraları.1 | Kozmik döngü ve yenilenme.1 |
Bu bütünsel yapı, Türk Yeni Yılı geleneklerinin neden sadece birer eğlence değil, aynı zamanda derin birer inanç ve felsefe sistemi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yel Çarşambası, rüzgârın fısıltısında saklı olan o kadim "Tın"ın, yani yaşam nefesinin her yıl yeniden keşfedildiği kutsal bir zamandır.
Alıntılanan çalışmalar
Nevruz çarşambalarının mitolojik kökeni
Tin kavramı olarak Ruh - Arkeolojik Haber, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://www.arkeolojikhaber.com/haber-tin-tin-kavrami-olarak-ruh-23774/
ESKİ TÜRKÇEDE ''TINLIĠ'' KAVRAMININ ANLAM HARİTASI ÜZERİNE* Burak SOLMAZ** - DergiPark, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2854825
Yel Ata - Vikipedi, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://tr.wikipedia.org/wiki/Yel_Ata
MITOLOJILERDE VE TÜRK DESTANLARINDA KÖPÜK, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://tdkturkdunyasi.gov.tr/tam-metin-pdf/799/tur
TÜRK KÜLTÜRÜNDE ve FÜTÜVVET-NAMELERDE DÖRT SAYISI.indd - DergiPark, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2835260
TÜRK SÖYLENCE SÖZLÜĞÜ - Internet Archive, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dn790007.ca.archive.org/0/items/Turk-Soylence-Sozlugu/TurkSoylenceSozlugu.pdf
Güney Sibirya Türklerinin Halk Anlatılarında Dönüştürücü Bir Güç Olarak Rüzgâr - Folklor-Edebiyat, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://www.folkloredebiyat.org/DergiPdfDetay.aspx?ID=1376
Yel Ana: Türk Mitolojisinin Rüzgâr Tanrıçası - Sanatkat, erişim tarihi Mart 9, 2026, http://sanatkat.com/yel-ana-turk-mitolojisinin-ruzgar-tanricasi/
RUHUN ÜÇ KATMANI - İnsanca Akademi, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://www.insancaakademi.com/ruhun-uc-katmani/
Geleneksel Türk Dini'ndeki 'Ana / Dişil Ruhlar'a Mitolojik Açıdan Bakış - isamveri.org, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://isamveri.org/pdfdrg/D04012/2013_1/2013_1_KUCUKMA.pdf
GELENEKSEL TÜRK DİNİ İNANIŞLARINDAN MİTOLOJİYE: “ÖLÜM/OBUR RUHLAR” - DergiPark, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2130322
türklerin animistik inanç sisteminde insan kemiği ve kanının yeri - DergiPark, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1671094
Eski Türk düşüncesi ve irfan gelenekleri - Edeb Erkan, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://edeberkan.com/dergi/article/download/127/91/978
Eski Türk İnanç Sisteminde Kutsal Dört Elementin ve Dört Yönün Mitolojik Bağlantıları: Velâyetnamelerde Keramet - DergiPark, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4041411
Güney Sibirya Türklerinin Halk Anlatılarında Dönüştürücü Bir Güç Olarak Rüzgâr - Folklor-Edebiyat, erişim tarihi Mart 9, 2026, https://www.folkloredebiyat.org/Makaleler/779571841_5-R%C3%BCzgar%20Fatma.pdf




Yorumlar